Bayram tatili film seyretmek açısından çok verimli geçti.
Tatilden hemen evvel Arog'un galasına gittim. Gala hep telefonla işlerini halleden biz prodüktörler için çok güzel bir ortam oluyor. Uzun zamandır görmediğimiz eski dostlar ve hep konuştuğumuz ama hiç görmediğimiz meslektaşlarımızla bir araya gelmek; her gün görüştüğümüz diğerleriyle de farklı bir ortamda farklı konular konuşmak güzel oluyor. Depo Film'e bu organizasyon için teşekkür ederim.
Filme gelince, önce herkesten bu kadar şiddetli eleştiriler aldığı için Cem Yılmaz'ı kutlamak gerek. Seven ölesiye seviyor filmi, sevmeyen de yerin dibine batırıyor. Ben sevmeyenlere daha yakınım sanırım ama işin o kadar da kötü olduğunu düşünmüyorum. Eli yüzü düzgün, yer yer komik bir iş var karşımızda. Bazı yerleri fazla uzun, dolayısıyla sıkıcı olsa da, sırf Türk sinemasının 'Dünyayı Kurtaran Adam'dan nerelere geldiğini görmek için bile seyredilmesi lazım çünkü filmin asıl gücü prodüksiyonunda ve efektlerinde. Acaba bütün beyin ve iş gücü post prodüksiyon tarafına harcandı da espriler ondan mı biraz yavan kaldı diye bile düşünüyorum. Filmin promosyonunun aylar evvel başlaması ve çok yoğun yapılması da bir şanssızlık oldu sanırım. Beklenti çok yükseldi ve biraz da başlamadan bıktırdı.
İkinci film Issız Adam. Bu film de bir kıyamet kopardı. Ayılıp bayılanlar, ağlamaktan gözleri şişenler. Eski plakçıları basıp ne var ne yoksa toparlayanlar. Ben en çok televizyon kanallarının fellik fellik Ayla Dikmen'i aramasına güldüm. Kadıncağız öleli nerdeyse 20 sene olmuş. Yoksa o da diğerleri gibi program program gezmeye başlar mıydı acaba?
Issız Adam filmi iyi bir gözlem sonucu iyi yazılmış, iyi çekilmiş, görüntülerine ve müziğine özellikle titizlenilmiş bir film. Ayrıca bu kadar insanın 'bam telini titrettiğine' göre, Çağan Irmak ve Most Prodüksiyonun ellerine sağlık. Benim kişisel fikrimse, her sene Amerika ve Avrupa'da yüzlercesi çekilen filmlerden biri. Bunu kötülemek için söylemiyorum. Türkiye'de vizyona giren ve başarılı olan filmler genelde bizden başka kimsenin seyretmeyeceği türden olduğu için (Bkz Recep İvedik, Muro...) Issız Adam o türde yapılan bir filmin de tutulabileceğini göstermesi açısından çok önemli. Sinemayı Kurtlar Vadisi ve İvedik benzerlerinin eline bırakmadığı, sulu zırtlak komedimsi ve belde tabanca dışında filmlerin de seyirci bulabileceğini bize müjdelediği için Çağan Irmak'a teşekkür ederim. Yalnız, bu filme aşk filmi demeyelim, ayıp oluyor.
Osmanlı Cumhuriyeti'ne gelince. O filmin ne yapmak istediğini ben anlayamadım. Eğer bir komedi olarak çıktıysa yola, olmamış. Bayağı hüzünlü, insanın boğazını düğümleyen bir durumu var son Osmanlı padişahının. Yok eğer komedide gözümüz yok, biz tarihi bir dram yapmak istedik diyorlarsa, orda Ata Demirer'in işi ne? Böyle bir rolü oynayacak en iyi aktör o mudur Türkiye'de? Ayrıca bu kadar espriye müsait bir konu bulunmuşken, e Ata Demirer de varken helva yapamamış olmak büyük bir ayıp bence. Biz en iyisi bu konuyu hiç ellenmemiş sayalım ve adam gibi bir komedi bekleyelim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder