Sayfalar

9 Eylül 2014 Salı

EZBERDEN YAŞAMAK

Veteriner ısrarla kendi sattığı mamayı öneriyor, diyorum ki 'iyi de bunun içeriği %70 tahıl, kedinin %100 proteinle beslenmesi lazım değil mi?' Sessizlik.
Adres ararken esnafa yol soruyorum, hiç duymamış o sokağın adını. Sokak adamın dükkanının hemen yanında çıkıyor. 
Bakkala 'filtre kahve makinesi için kahve var mı?' diye soruyorum, öyle bir bakışı var ki değil filtre kahve, kahve daha keşfedilmemiş.
Geçen sene bir taksi şoförü Kuruçeşme'den Zincirlikuyu'ya nasıl gideceğini bilmiyordu. 'Hiç duymadınız mı?' diye sorunca da kızdı, Zincirlikuyu'yu biliyormuş tabii, ama işte yerini değil. İklimini, doğa örtüsünü falan herhalde.
Büfeciye sucuk ışıl işlemli mi fermante mi diye soruyorum. Ki herhalde en büyük girdilerden biri sucuk, bakışını tahmin edersiniz.
Bireysel emeklilik uzmanından randevu alıp gidiyorum. İlk sorumda, call center'ı arayıp telefonu bana veriyor.
Mimar mutfak tezgahı için ısrarla graniti öneriyor. Halbuki bi bakıyorsun 100 çeşit malzeme var. Hiç birini duymamış.
Memlekette herkes ezberden yaşıyor. En bilmeleri gereken konularda bile ikinci cümleleri yok. Zaten muhtemelen soran da yok.

Hiç yorum yok: